Basit sıfatlar, Superlatives(En Üstünlük Sıfatları) ve Comparatives (Karşılaştırma Sıfatları)
İngilizce’deki sıfatlar, bir ismi veya bir kişiyi daha ayrıntılı bir şekilde tanımlamamıza yardımcı olur. Bir sıfat, ismin ne tür, ne kadar veya hangi özelliklere sahip olduğunu belirtir. Sıfatlar genellikle isimlerden önce gelir ve bir kişi veya nesnenin boyutu, şekli, rengi, görünüşü veya diğer özelliklerini tanımlar. Bazı basit İngilizce sıfatlar ve kullanımları:
- Big (Büyük): Bir nesnenin boyutunu tanımlamak için kullanılır.
I have a big dog. (Büyük bir köpeğim var) - Small (Küçük): Bir nesnenin boyutunu tanımlamak için kullanılır.
I live in a small house. (Küçük bir evde yaşıyorum.)
Not: İngilizce’deki “I live” (geniş zaman) genellikle Türkçe’de “yaşıyorum” (şimdiki zaman) olarak çevrilir çünkü bu durum Türkçe’de daha yaygın ve doğal bir ifade biçimidir. Türkçe’deki “yaşarım” ifadesi, daha çok genel bir eylemi veya alışkanlığı belirtir ve genellikle İngilizce’deki geniş zamanın tam karşılığı olarak kabul edilmez. - Long (Uzun): Bir nesnenin uzunluğunu veya süreyi tanımlar.
She has long hair. (Onun uzun saçları var.)
Not: “hair” kelimesi İngilizce’de tekil bir kelimedir ve genellikle bir kişinin başındaki tüm saçları ifade etmek için kullanılır. Ancak Türkçe’ye çevirirken “saç” ya da “saçları” şeklinde çevrilebilir. “Onun uzun saçı var” veya “Onun uzun saçları var” çevirilerinden her ikisi de doğrudur.
It was a long day. (Uzun bir gündü.) - Short (Kısa): Bir nesnenin uzunluğunu veya süreyi tanımlar.
He is short. (O kısa.)
It was a short trip. (Kısa bir yolculuktu. ) - Hot (Sıcak): Havanın, bir nesnenin veya yiyeceğin sıcaklığını tanımlar.
The coffee is hot. (Kahve sıcak.) - Cold (Soğuk): Havanın, bir nesnenin veya yiyeceğin soğukluğunu tanımlar.
The ice cream is cold. (Dondurma soğuk.)
Sıfatların derecelendirmesi de önemlidir. “Very” (çok), “quite” (oldukça), “a little” (biraz) gibi zarflar kullanarak sıfatların derecesini artırabilir veya azaltabiliriz. Örneğin:
- The coffee is very hot. (Kahve çok sıcak.)
- The house is quite small. (Ev oldukça küçük.)
- The room is a little small for a big family. (Bu oda, büyük bir aile için biraz küçük.)
Karşılaştırma Sıfatları (Comparatives): Karşılaştırma sıfatları, iki şeyi karşılaştırmak için kullanılır. Genellikle bir sıfatın sonuna “-er” eklenir (tall – taller) veya sıfattan önce “more” kelimesi kullanılır (exciting – more exciting). Bir heceye sahip sıfatlar genellikle “-er” ekini alırken, iki veya daha fazla heceye sahip sıfatlar genellikle “more” kullanır. Ancak bazı istisnalar vardır, örneğin “happy” kelimesi iki heceye sahip olmasına rağmen “happier” şeklinde çekimlenir. Cümle içinde kullanımı genellikle “than” kelimesi ile birlikte olur. Örneğin;
- My brother is taller than me. (Kardeşim benden daha uzun.)
- This book is more interesting than the other one. (Bu kitap diğerinden daha ilginç.)
- She is younger than her husband. (O, kocasından daha genç.)
The blue car is faster than the red one. (Mavi araba kırmızı olandan daha hızlı.) - His homework is more difficult than mine. (Onun ödevi benimkinden daha zor.)
En Üstünlük Sıfatları (Superlatives): En üstünlük sıfatları, bir grup içindeki en üst veya en alt dereceyi belirtmek için kullanılır. Genellikle bir sıfatın sonuna “-est” eklenir (tall – tallest) veya sıfattan önce “most” kelimesi kullanılır (exciting – most exciting). En üstünlük sıfatları genellikle “the” belirteci ile birlikte kullanılır. Örneğin;
- She is the smartest student in the class. (O, sınıftaki en zeki öğrenci.)
- This is the most delicious pizza i have ever eaten. (Bu, bugüne kadar yediğim en lezzetli pizza.)
Not: “This is the most delicious pizza” (Bu en lezzetli pizza) tarzında en üstünlük sıfatı kullanılan bir yapıdan sonra, “I have ever eaten” (şu ana kadar yediğim) gibi bir cümle kalıbı gelebilir. Yani “özne + ever + have + fiilin 3. hali”. Bu daha sonraki konu olsa da göz alışkanlığının olması iyi olur. “(You are the most beautiful girl) (i have ever seen)” (Sen gördüğüm en güzel kızsın.) - He is the fastest runner in our team. (O, takımımızın en hızlı koşucusu.)
- It is the most beautiful painting in the gallery. (Bu, galerideki en güzel resim.)
- That was the happiest day of my life. (O, hayatımın en mutlu günüydü.)
Not: “of” kelimesi sahiplik anlamı katıyor. “end of the world” (dünyanın sonu)
Bu yazıda kullanılan bazı kelimeler:
| short | kısa | |
| trip | seyahat, yolculuk | |
| tall | uzun | |
| quite | oldukça | |
| mine | benimki | |
| smart | zeki | |
| delicious | lezzetli | |
| runner | koşucu | |
| painting | resim, tablo | |
| exciting | heyecan verici |

Bir Cevap Yazın